KIBATEK Edebiyat Akademisi’nin 13 Aralık Cumartesi günü konuğu Prof. Dr. Harun Tepe oldu.
Prof. Dr. Harun Tepe, 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdi. Sosyoloji eğitiminin yanı sıra felsefe, psikoloji ve pedagoji alanlarında sertifikalar aldı. 1990 yılında Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi danışmanlığında hazırladığı ve ”doğruluk-kesinlik sorununu” ele aldığı “Ontolojik yaklaşım açısından R. Carnap ve N. Hartmann’da Bilgi ve Doğruluk Sorunu“ başlıklı tezini savunarak felsefe doktoru oldu.
20. Yüzyılda Felsefe, Özgürlük Sorunu, Yabancı Dilde Felsefe Metinleri, Felsefede Araştırmanın Özelliği, Yüzyılımızda İnsan, İnsan Haklarının Antropolojik Temelleri, İnsan Haklarına İlişkin Pratiğe Yansıyan Teorik Sorunlar, 18. Yüzyılda Felsefe, İnsan Felsefesi, Etik Problemleri ve İnsan Haklarının Bilgisel Temelleri başlıkları altında dersler vermektedir.
“Edebiyatın Felsefeye İhtiyacı Var mı?” başlıklı söyleşide Prof. Dr. HarunTepe: “Postmodernizmin zaferini çoktan ilan ettiği post-truth çağında, bu başlık altında söylenebilecek olanlardan bağımsız olarak, felsefede yöntem sorunundan söz etmenin kendisi bile yadırganabilir. Felsefe yapmanın bir yöntemi mi olur, herkes kendi tarzında, kendi uygun gördüğü biçimde felsefe yapar; felsefe yok felsefeler vardır, her felsefe yapma değerlidir denebilir. Zira aynı şey çoktandır felsefenin ne olduğuna ilişkin sorular için de söylenir olmuş, tüm “ … nedir?” li sorular gibi, “Felsefe nedir?” sorusu da pek hoş karşılanmamaya, sorulmaması gereken, ‘metafizik’ bir soru olarak görülmeye başlanmıştır. Felsefe adı altında ortaya konan her şey felsefedir, bir metnin felsefe metni olmadığını söylemeye kimsenin hakkı yoktur, olsa olsa iyi felsefe metinleri, kötü felsefe metinleri vardır anlamına gelecek çıkarımlarda bulunulmaya başlanmıştır.
Sonuçta, postmodernizmin kesin belirlemelere, keskin sınırlara, genel geçer bilgi ve ilkelere yolu kapatan bakışının egemen olmasıyla, felsefeyi felsefe yapan şey, onu diğer bilgisel etkinliklerden farklı kılan nitelikler, tümüyle veya büyük oranda, soru konusu yapılmaktan vazgeçilmiş, neredeyse “felsefe adı altında ortaya konan her metin felsefedir” anlayışı yerleşmiş ve yaygın kabul görür olmuştur. Felsefede yöntem sorununu üzerinde durmayı gerektiren önemli bir sorun, ciddiye alınmadığı takdirde kadim bir bilgi alanı olarak felsefenin varlığını sürdürmesine tehdit oluşturabilecek kadar önemli bir sorun olarak görmemize yol açan işte bu durumdur.” Vurgulamasını yaparak edebiyat ve felsefe kavramlarını tartışarak bağıntıları ve ayrıştıkları noktaları tartıştı.










