Kazların Senfonisi

KIBATEK’te “Kazların Senfonisi”

KIBATEK’te “Kazların Senfonisi”

28 Mart Cumartesi günü KIBATEK Edebiyat Akademisi, fotoğraf ve anlatının iç içe geçtiği özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. A. Kadir Ekinci’nin “Kazların Senfonisi” başlıklı çalışması üzerine gerçekleştirdiği söyleşi, izleyicileri hem görsel hem de kültürel bir hafıza yolculuğuna davet etti.

Etkinlikte konuşmasına belgesel fotoğraf pratiğinin arka planını anlatarak başlayan Ekinci, “Kazların Senfonisi”nin yaklaşık on yıllık bir emeğin ürünü olduğunu vurguladı. Bu süreçte yalnızca görüntü peşinde koşmadığını, aynı zamanda doğanın döngüsünü sabırla izlediğini belirtti. Kazların yumurtlama döneminden kuluçka sürecine, civcivlerin dünyaya gelişinden suyla ilk temaslarına, sürü halinde otlatılmalarından barınaklara dönüşlerine kadar uzanan geniş bir zaman dilimini takip ederek çalışmasını oluşturduğunu dile getiren Ekinci, özellikle kaz tüyünün “çizilmesi” gibi geleneksel pratiklerin de bu sürecin önemli parçaları arasında yer aldığını dile getirdi.

Ekinci’nin anlatısında dikkat çeken bir diğer unsur, fotoğrafın salt bir görsel kayıt aracı olmanın ötesine geçen yönüydü. Ona göre her fotoğrafçı, bir öyküyle yola çıkar ve bu öyküyü zaman içinde bir yapıta dönüştürür. Kendi üretim sürecinde de çocukluk yıllarından itibaren tanıdığı kaz kültürünün belirleyici olduğunu belirten sanatçı, özellikle kişisel hafızanın sanatsal üretimdeki rolüne vurgu yaptı.

Fotoğrafı “unutkanlığın feryadı” olarak tanımlandığı ve zamanın saklı içeriğini açığa çıkaran bir araç olarak görüldüğü düşüncesi, Ekinci’nin pratiğini anlamak açısından önemli bir çerçeve sundu . Kazlar üzerinden kurulan bu anlatı, yalnızca bir hayvan türünü belgelemekle sınırlı kalmayıp, kırsal yaşamın iş bölümünü, kültürel alışkanlıklarını ve doğayla kurulan ilişki biçimlerini de görünür kılıyor.

Etkinlik boyunca Ekinci’nin aktardıkları, izleyicilere fotoğrafın estetik olduğu kadar etik bir sorumluluk da taşıdığını hatırlattı. Doğayı ve kültürel mirası dikkatle gözlemleyen bir bakışın, unutulmaya yüz tutmuş yaşam biçimlerini görünür kılabileceği fikri öne çıktı.

“Kazların Senfonisi”, bu yönüyle yalnızca bir fotoğraf çalışması değil; zaman, hafıza ve kültür arasında kurulan çok katmanlı bir anlatı olarak değerlendirildi. Etkinlik, katılımcılara hem görme biçimlerini sorgulatan hem de doğayla kurulan bağın derinliğini yeniden hatırlatan güçlü bir deneyim sundu.

Scroll to Top